Oca 28
Uzun zaman oldu sevinçle gönlümü açtığım bu sayfaya yazmayalı. 5 buçuk ay boyunca İstanbul’da sürdürdüğüm askerlik görevi nedeniyle yaÅŸantılarımın izlerini yalnızca belleÄŸime not etmekle yetindim. Oysa burada öznel dünyamdan baÅŸka öznelere seslenme güdüsüyle yer alıyorum. Åžimdi uzun zamandır ertelediÄŸim bu güzel yazma-paylaÅŸma etkinliÄŸine ve bunu okurumla buluÅŸturma çabasına kavuÅŸtuÄŸum için mutluyum.
AskerliÄŸe baÅŸlamakla birlikte hayallerimin yaÅŸama gündemim içindeki ağırlığı arttı. Onca yoksunluÄŸun içinde baÅŸka türlüsü olanaklı mı, baÅŸarılabilir mi bilmiyorum. Aslolan yaÅŸamak deÄŸil mi ki zaten, bunu hayallerle olsun baÅŸarabilene helal olsun! Åžimdi askerlik bitti ve ben 8 gündür sevinçten ne yapacağımı ÅŸaşırmış bir halde o ÅŸehir senin bu ÅŸehir benim dolaşıyorum. Åžu an Ankara’dayım ve en geç bir hafta içinde atandığım MuÅŸ Varto’da olacağım. İnanıyorum ki orada çok daha farklı ve yaÅŸamımı zenginleÅŸtirici deneyimler yaÅŸayacağım. YaÅŸadıkça da buradan paylaÅŸacağım. Özellikle “psikolojik danışma ve rehberlik“, “eÄŸitim“,  “yaÅŸam“, “gezi“ ve “sanat” konularında sitemin içeriÄŸine uygun paylaşımlarınız olursa burada yer vermekten mutluluk duyarım. Paylaşımlarınızı heyecanla bekleyeceÄŸim. Åžimdilik hoşçakalın.
Paylaşımlarınız için: cetinermehmetosman@yahoo.de
Kas 30
YaÅŸamı derinliÄŸine yaÅŸayan, yazarak bunları somutlaÅŸtıran arkadaşım Göksel Vurmaz’a sevgilerimle. EtkilendiÄŸim yazısını okumanız, yorumlanamanız dileÄŸiyle.

Yeşil Hırkası Vardı Kadının (Göksel Vurmaz, 2009)
Omuzları düşük duruyordu hem kendi karanlığında hem odanın. Zaman ve deli uğraşısıyla oluşturulmuş varoluşunu kıskandıracak kadar durgundu. Hiçbir hareket yoktu. Kendiliğinden katabileceği hiçbir enerjisi yoktu bir de. Ona hayat sunulmadan asla yerinden kıpırdayamazdı. Oldukça yetenekli bir kukla gibi. Üzerine sinmiş sigara kokuları, gördüğü soğuklar ve can alıcı olmayan renginden bihaberdi.
Yazının tamamını okuyun »
Tem 22
Â

                                                      Delilik Üstüne
Her bir kavram demet demet, salkım salkım çağrışımı barındırır içinde. Bu çağrışımlar o kavramın karşıladığı -karşıladığını sandığı- öznel, nesnel ya da hayali gerçeklikten esinlenir. Öznel, nesnel ya da hayali gerçeklik olarak, bilemiyorum, delilik o kadar çok resim, sözcük, yaşantı ve insanı belleğimde bir araya getiriyor ki hiçbirini dışarda bırakmadan deliliği anlatmak olanaksızlaşıyor.
ÇocukluÄŸundan bugüne “deli”, “anormal”, “tuhaf” nitelemeleriyle karşılaÅŸmış benliÄŸim deliliÄŸi olumlu görmeye eÄŸilimli. Deli nitelemesinin yakıştırıldığı insanlara duyduÄŸum derin saygı ve sempati ile bir övgü ifadesi biçimine bürünüyor delilik söylemimde. Yazının tamamını okuyun »
Haz 24
Randy Pausch Amerikalı bir profesör. Pankreas kanseri dolayısıyla bir-iki ay içinde öleceÄŸini bilen bu güzel insan öğrencilerine ölümüne bir-iki ay kala, ölüme giderken bile yaÅŸama sevinciyle dolu, anlamlı bir konuÅŸma yapıyor (son ders konuÅŸması) ve 25 Temmuz 2008′de bu dünyaya gözlerini yumuyor. Çok etkilendiÄŸim bu konuÅŸmada ifade edilenlere sayfamda yer vermek istedim.

“Eylül ayında Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yaptığım akademik bir gelenek olarak “son ders” dediÄŸimiz konuÅŸmayı yapacağım.
ÖleceÄŸinizi bildiÄŸinizi ve son bir dersinizin kaldığını varsayalım. Öğrencilerinize ne söylerdiniz? Yazının tamamını okuyun »
Haz 11
Yakın zamanda yitirdiÄŸimiz, Türk felsefecilerinin içinde saygın bir yer edinmiÅŸ  olan Arslan KaynardaÄŸ’ın anısına saygıyla…

SÖZCÜK
(Arslan KAYNARDAÄž, 1975)
Sözcük yoktu eylem vardı,
Eylemden sözcük doğdu.
Sözcükten eylem,
Bir eylem bir eylem daha,
Bir sözcük bir sözcük daha,
Derken bak neler oldu: Yazının tamamını okuyun »
Haz 10
EÄŸitim, dünyanın birçok yerinde olduÄŸu gibi Türkiye’de de politika ve futboldan sonra hemen herkesin düşünce belirtmede cüretkar ama pek de donanımlı ve temkinli olmadığı konulardan biri. Hem sorun hem çare olarak baÅŸlıca gündem maddelerimizden biri olmasına, kaynaklarımızı artan bir biçimde eÄŸitime harcamamıza karşın var olan eÄŸitim dizgemizin bugünkü görünümü daha çok çaresizliÄŸimizi anlatıyor. Buna “çaresizlik” adını vermemin nedeni on yıllardır süregelen, insan doÄŸası ve haklarına aykırı “mantıksız” ve “savurgan” sınavlar, sertifikalar, diplomalar düzeni. Veli, öğretmen, öğrenci ya da toplumca “eÄŸitim” adını verdiÄŸimiz bu özümüze aykırı uygulamalara “delilik” adını uygun görüyor haklı olarak İngilize öğretmeni Guy Elders.
Yazının tamamını okuyun »
Haz 09
Bir psikolojik danışmanın iç sesinin dışavurumu olan bu sayfa bir haftayı geride bıraktı. Daha önce kimi konularda bölük-pörçük karalamalarımı daha düzenli bir biçimde sunmayı arzuluyorum. Ankara, “Guguk KuÅŸu” filmi ve deliliÄŸin sorgulanması, Nurullah Ataç ve Sait Faik’ten öğrendiklerim, “Bisiklet ve Felsefe” şu an yazma heyecanı duyduÄŸum konular. Bir anlamda yazdıkça, okudukça, okundukça tazelendiÄŸimi duyumsuyorum. Siteme bir uÄŸrama inceliÄŸi gösteren herkese teÅŸekkürler…
Haz 08

Sevgili Hocam Sinan Atay’a sevgilerle…
Hey Jude don’t make it bad
Take a sad song and make it better
Remember to let her into your heart
Then you can start to make it better Yazının tamamını okuyun »
Haz 07

Henriette aslında yalnızca Felix’e deÄŸil tüm insanlığa sesleniyor bu mektupta. Buraya aldığım Henriette’in bilgece öğütlerinin, yararlanmak isteyenleri çok geliÅŸtireceÄŸini düşünüyorum.
Honore de Balzac, “Vadideki Zambak”, çev. Zeynep İçlisoy, İlya Yay., İzmir, 2003. (Syf. 156-174)
“Dostum, dağınık hayat deneyimlerimi siz iletmek için bir araya toplamaya çalışmak, ustaca hareket etmeniz gereken bu çevredeki tehlikeler karşısında sizi silahlandırmak, bilseniz, ne büyük bir mutluluk benim için… Yazının tamamını okuyun »
Son Yorumlar