
Henriette aslında yalnızca Felix’e deÄŸil tüm insanlığa sesleniyor bu mektupta. Buraya aldığım Henriette’in bilgece öğütlerinin, yararlanmak isteyenleri çok geliÅŸtireceÄŸini düşünüyorum.
Honore de Balzac, “Vadideki Zambak”, çev. Zeynep İçlisoy, İlya Yay., İzmir, 2003. (Syf. 156-174)
“Dostum, dağınık hayat deneyimlerimi siz iletmek için bir araya toplamaya çalışmak, ustaca hareket etmeniz gereken bu çevredeki tehlikeler karşısında sizi silahlandırmak, bilseniz, ne büyük bir mutluluk benim için…
…
Bir kenarda kalıp yaÅŸamak yerine, toplumların içine girmeyi kabul ettiÄŸiniz andan itibaren, onu yaratan kuralların da iyi olduÄŸunu kabul etmek zorundasınız. İşte yarın, bu toplumlarla sizin aranızda da bir anlaÅŸma imzalanacak. Bugünün toplumu insana faydalar saÄŸlamaktan çok, onu sömüren bir toplum mudur acaba? … ben o kanıdayım ki, ister sizin için faydalı, ister zararlı olsun, asıl olan, toplumda belirmiÅŸ genel kurallara uymaktır. İlk bakışta basit gibi görünür bu ilke, oysa uygulanması oldukça güç bir ÅŸeydir: gerçekten bu ilke, bir aÄŸacı canlandırmak, yeÅŸilliÄŸini korumak, çiçekleri açtırmak, meyvelerini herkesin hayranlığını toplayabilecek ÅŸekilde olgunlaÅŸtırmak için en ince, kılcal damarlara sızan özsu gibidir… bu yasaların öğretmeni de, kitabı da okulu da yoktur. Bu toplum yasalarına uymamak demek, toplumsal dünyaya hakim olacak yerde, o dünyanın köleliÄŸini kabul etmek demektir.
…
Belki basit görünür bu sözler, ama doğruluğun, onurun, dürüstlüğün ve nezaketin, hayatta başarıya ulaşmanız için en emin araçlar olduğunu gösterirler. Şu çıkarcı dünyada bir sürü adam size duygulara bağlı kalınarak ilerlemenin mümkün olmadığını, fazla saygı gösterilen ahlak kurallarının insanın önüne engeller çıkardığını söyleyecektir; kendileri için bir fayda taşımadığı bahanesiyle küçük bir çocuğun kalbini kıran, yaşlı bir kadına kabaca davranan, iyi yürekli bir ihtiyarın yanında bir parça oturmayı katlanılamayacak bir sıkıntı olarak düşünen terbiye yoksunu, kıt görgülü, geleceği görmeden aciz ne adamalara rastalayacaksınız; daha sonra, bu adamların aşamadıkları dikenlere takıldıklarına, bir hiç uğruna hayatlarındaki başarı şansını elden kaçırdıklarına tanık olacaksınız; oysa o dediğim karşılıklı görevler kuramına kendini baştan alıştırmış kimse, hayat yolunda hiçbir engelle karşılaşmayacaktır; belki amacına erişmesi biraz gecikecektir; ama başarı şansı tam olacak, başkalarının toplum içindeki yeri yıkılırken onunki sağlamlaşacak, kalacaktır.
…
Merhametin ve sevecenliğin özü gibidir nezaket; nefsini unutmayı, bir vazgeçiş tavrını gerektirir.
…
Yapamayacğınız bir şeyi sizden istedikleri zaman, hiçbir asılsız umut kapısı bırakmadan, kesin olarak reddedin; daha sonra yapmak istediğiniz şeyi kendiliğinizden, çabucak yapın; böylece reddemenin inceliğiyle iyilik yapmanın inceliğini, insanı yücelten bu iki dürüstlüğü kazanmış olacaksınız.
… kendinize fazla güvenmeyin, bayağı olmaktan kaçının, gayretkeÅŸlik göstermeyin; bunlar hayat denizinde insanın her an çarpabileceÄŸi üç kaya gibidir: Kendinize gösterdiÄŸiniz fazla güven, baÅŸkalarının size besleyecekleri saygı duygusunu örseler, bayağı tavırlarınız çevrenizde küçümsenmenizle sonuçlanır, baÅŸkaları için göstereceÄŸiniz aşırı ve gereksiz çabalar da insanlar tarafından sömürülmenize, kullanılmanıza yol açar.
…
Şöyle bir tavrınız olmalı: ne pek soğuk ne pek sıcak. İnsanın kendini güçlüklere düşürmeden durabildiği ortalama çizgiyi izleyin.
…
Ama bir anne deÄŸil de bir üvey anne olan toplum, daha çok kendi gururunu okÅŸayan çocukları sever. BaÅŸkalarının hizmetine koÅŸmak için gösterilen aşırı çabaya, yani gençliÄŸin gücünü ortaya koymaktan dolayı sevinç duyduÄŸu ve baÅŸkası tarafından aldatılmadan önc kendi kendini aldattığı ve bu ilk yüce yanlışına gelince, kadına ve Tanrı’ya saklayın bunu.
Size kendinizi boş yere harcamamanız için yalvarıp duruken, her şeyde asil hareket etmenizi buyuran sese inanmalısınız; çünkü ne yazık ki, insanlar asıl değerinizi hesaba almayarak, sağladığınız faydalara göre der verirler size.
…
Temiz duygularınızı öyle eriÅŸilmez yerlere koyunuz ki, orada çiçekler coÅŸkuyla seyredilsin… Görgü sanatının en önemli kurallarından biri de insanın kendi kendisi hakkında hemen hiç konuÅŸmamayı gelenek haline getirmesidir.
… bugünün gençliÄŸi, sıcak bir serada yetiÅŸmiÅŸ, bu yüzden de tadı oldukça buruk bazı toplum bilgilerine sahip; bu bilgiler onu davranışlar, düşünceler ve yazılar hakkında çok sert hükümler vermeye itiyor. Henüz hiç kullanılmamış bir bıçakla kesiyor keseceÄŸi ÅŸeyi.
…
İşte hoşa giden bir gençlikle, gönülçelen bir zarafetle, kazaılmış başarıları koruyan bir akılla silahlanmış durumdasınız. Buraya kadar bütün söylediklerim eski bir sözde özetlenebilir: Asilin yükü ağırdır.
Ama insanlardan şikayet edenlere ve dünyada hep nankörlerle karşılaştıklarını söyleyenlere benzemeyin. Kendi kendini heykelleştirmek olmaz mı bu?
Mahvolmanın verdiÄŸi umutsuzluk gibi bir umutsuzlukları vardır minnet altında kalmış insanların ve bu umutsuzlular büyük güçler doÄŸurur. Kendinize gelince, baÅŸkalarının iyiliÄŸini mümkün olduÄŸu kadar az kabul etmeye çalışın….”
Son Yorumlar