EÄŸitim, dünyanın birçok yerinde olduÄŸu gibi Türkiye’de de politika ve futboldan sonra hemen herkesin düşünce belirtmede cüretkar ama pek de donanımlı ve temkinli olmadığı konulardan biri. Hem sorun hem çare olarak baÅŸlıca gündem maddelerimizden biri olmasına, kaynaklarımızı artan bir biçimde eÄŸitime harcamamıza karşın var olan eÄŸitim dizgemizin bugünkü görünümü daha çok çaresizliÄŸimizi anlatıyor. Buna “çaresizlik” adını vermemin nedeni on yıllardır süregelen, insan doÄŸası ve haklarına aykırı “mantıksız” ve “savurgan” sınavlar, sertifikalar, diplomalar düzeni. Veli, öğretmen, öğrenci ya da toplumca “eÄŸitim” adını verdiÄŸimiz bu özümüze aykırı uygulamalara “delilik” adını uygun görüyor haklı olarak İngilize öğretmeni Guy Elders.
17 yıldır Türkiye’de öğretmenlik yapmasının yanı sıra İngilizce öğretimi konusunda çeÅŸitli eÄŸitim ve seminerler de veren Elders İngilizce bölümünün davetiyle okulumuza konuk oldu; ince zekası ve mizahı, eÄŸitimci duyarlığı ve de en önemlisi sorgulayan, meydan okuyan gözlem ve görüşleriyle hepimizi şöyle bir silkeledi, sarstı. Bilincimize seslenmekten öte duygumuza, tutumlarımıza seslendi ki sanırım bu nedenle etkili oldu.  Hem içerden hem dışardan bir ses olarak tadının damağımızda kaldığı bu söyleÅŸi inanıyorum ki hem velilerimizde hem de biz öğretmenlerde içgörüden eyleme dönüşecek izler bıraktı.  Benim aklımda kalan izleri (not aldığım kadarıyla) elimden geldiÄŸinde Elders’ın diliyle, kendi yorumlarımı da araya katarak buradan aktarmaya çalışacağım:
“ÇocuÄŸunuz olduÄŸunda daha iyi bir öğretmen olacasınız.” : Ne haklı ve gerçekçi bir söz!  Bilgi ile uygulamanın birlikteliÄŸi olmaksızın baÅŸarılı olmak ne kadar da zor eÄŸitimcilikte…
“İyi öğretmen tembel öğretmendir.” Öğrenci merkezli kavramını daha sık kullanıyoruz eskiye nazaran. Ancak gerçek anlamda öğretmen merkezli eÄŸitimden ne kadar sıyrılabildik? Bunun yanıtını isterseniz en somut haliyle ÅŸu tabloda arayalım: Ders sonrasında öğretmen öğretmeye çalışmaktan yorgun düşerken öğrenciler dersten kurtulmanın sevinciyle oynamaya, top peÅŸine koÅŸuyorlar. Peki kim öğreniyor?
Bir iş ilanı: Ağır işçilik olarak öğrencilik
- 30 kişilik bir grupta yer alacaksınız.
- 12 yıl iş garantisi (kriz ortamında oldukça iyi bir seçenek gibi görünüyor (!)).
- 10 farklı alanda beceri göstermeniz bekleniyor.
- İlk 5 yıl başarılı olacağınız garanti ediliyor.
- Sizi strese alıştırmak için amacıyla şirket her akşam eve iş veriyor.
- İlk 5 yıl boyunca tek yönetici, sonrasında ise her biri kendi alanının daha önemli olduğunu söyleyen ve sayıları giderek artan yöneticiler.
- Zaman zaman iş arkadaşlarınız tarafından alaylarla karşılaşmanız olası.
- Evde yaptığınız işi iyi yapıp yamadığınızı denetleyecek ayrı bir çift yönetici bulundurulacak.
- Her bir dönemde 42 ayrı yeterlilik testi.
- …
Bu işi ister miydiniz? Öğrenciliğin ne denli ağır bir süreç, çocukluğun doğası ile ne kadar çelişir olduğunu karikatürize eden bu betimleme aslında çocuklarımızın nasıl bir yük altında olduğunu bize anlatmaya yetiyor.
“Çocukların gündemi ile eÄŸitimci ve veliler olarak bizim gündemimiz farklı”: “Hiçbir öğrencinin “Bugün İngilizce’den ne öğreneceÄŸim, Matematik’te havuz problemlerini iÅŸleyeceÄŸiz, yaÅŸasın !” diye heyecanlanarak, sevinç duyarak okula gittiÄŸini sanmıyorum” diyor Elders. Onların gündeminde pahalı bir çift ayakkabı ve cep telefonu, uzun kulaklarından duydukları utanç vb. konular var. Sanıyorum ki bunu söylerken onların bu ihtiyaçlarını öncelikli kılalım demek istemiyor, ama onları anlama gerekliliÄŸimizi vurguluyor. Çocuklarımızı anladığımız ve onlarla iyi bir etkileÅŸim gerçekleÅŸtirediÄŸimiz oranda iyi eÄŸitimciler, anne babalar olacağız.
Üzerlerinde baskı kuruyoruz: Çocuklarımızı arkadaşlarıyla kıyaslayarak, beklentilerimizi gerçekçilikten uzak tutarak, sürekli sınavlar ve karneler ile değerlendirerek ve başarılarından çok başarısızlıklarında onlarla ilgilenerek üzerlerinde baskı kuruyoruz. Bu da hem onların benlik kavramını olumsuz yönde etkiliyor, hem de yaşamdan aldıkları, alacakları keyfi örseleyor. Beklentilerimizin onların yetenek ve haz alanları ile uyumlu olmasına çaba göstermeliyiz.
Motivasyon= Beklenti X DeÄŸer: Öğrencilerin ve çevrelerinin kendilerinden beklentileri yanı sıra gerçekleÅŸtirdiklerinin içsel ve dışsal deÄŸeri onların motivasyonunu belirler. Öğrenciler için bir ÅŸey öğrenmenin deÄŸeri onların ifadelerinde; i. ilgimi çekiyor, ii. seviyorum, iii. eÄŸlencelidir olarak görülür. Bu içsel deÄŸeri uyandırabildiÄŸimiz oranda baÅŸarılıyız. Çünkü artık duygusal ve fiziksel ÅŸiddetin çaÄŸdaÅŸ eÄŸitim anlayışında yeri yok. Yaratıcılık, kendiliÄŸindenlik (spontanlık) ve mizahın yeni öğretim becerileri olarak ele alınabileceÄŸini düşündüm Elders’ı dinlerken.  Bir öğrencisiyle arasında geçen diyalogda ÅŸu tümceyi kurmuÅŸ:
“Benim sana eÅŸek demem yasak. Ama yasak olmasaydı derdim”.
Ne yaratıcı bir cümle! Bu yaratıcılık ve doğaçlama becerisi oldukça etkileyiciydi. Oysa ciddileşip otoriterleşerek öğrenme edimini sanıyorum ki filizlenip serpilleştiği topraktan alıp özünden uzaklaştırıyoruz. Acaba öğrenciye öğrenmenin zevkini hissettirebilir miyiz? Bunu hissetirmek için doğru kaynakları kullanabiliyor muyuz?
Öğrenmeye güdüleyen (motive eden) etmenler:
- Sınıfta fark edilme : Yaşıtları önünde övülmek öğrenme motivasyonunu artırabilir.
- Sınav sonuçları: Sınavlar stres kaynağıdır ama sınav başarısı motive edici olabilir. Burada önemli bir nokta: Sınavlar gelişme fırsatı vermeliler ki, çocuklar hatalarını görebilsinler. Ancak, öğretmenler ve öğrenciler olarak öyle bir koşuşturmaca içindeyiz ki geribildirim vermeye ve geribildirimleri değerlendirmeye fırsat bulamıyoruz. Daha az ve öz olamaz mıydı sanki?!
- Annebaba övgüsü: Genellikle hatalar üzerinde duruyoruz. Olumlu yanlarına duyarlı olmak önemli. Olumlu yanlar sadece akademik konularda değil, toplumsal ve estetik ve spor konularını da kapsayan bir bütünsellikte değerlendirilmeliler. Ancak şu da bir gerçek ki veliler de baskı altındalar.
- Öğretmeni mutlu etmek: Öğrencilerimizle iyi bir diyalog kurarak, onları anlayarak öğrenmekten keyif almalarını sağlayabiliriz.
Kısacası
- Öğrencilerin hayatları zor
- Onlar da birer insan
- Övgü eleştirmekten daha iyidir
- Onları tanıyın!
- Bizler de motive olmalıyız.
Guy Elders ufkumuzu genişletti. İyi bir öğretmen olmaktan söz ederken iyi bir öğretmen olmanın etkili bir örneğini de gösterdi. Ama en önemlisi bir öğretmen, bir baba, bir İngiliz olmaktan öte bir insan vardı karşımızda dünkü söyleşide. Ne mutlu bize!
Haziran 10th, 2009 at 16:28
paylaşımın için teşekkür ederim Mehmet Osman:)
Haziran 11th, 2009 at 21:01
arkadaşım çok güzel bi söyleÅŸi olmuÅŸ… 15-16 yıl biz de o iÅŸte çalıştık ama o iÅŸe mecbur olduÄŸumuzdan sanırım hiç isyan etmedik devam ettik… ÅŸimdi öğrenciler ya bu iÅŸe muhtaç deÄŸiller ya da anlaşılmak çabası muhtaç olduklarını unutturuyor onlara…
Haziran 12th, 2009 at 14:58
Mehmet hoca,
Guzel yorumların için çok teşekkür ediyorum! Ben göduklarım ve yaşadıklarımı paylaştım ve paylaşmaya devam edecem - aslında hepimiz bunlar goruyoruz ve yaşiyoruz - hep berhaber belki değişim yaratılıbılr!
Tekra teşekkurlar - hem yorumlar için hemde sunumu sadık bi sekilde aktardın için!
Turkçumdaki hatalar için af diliyorum
Haziran 12th, 2009 at 16:50
Sevgili Guy Öğretmenim,
sunumunuzu çarpıtmadan buraya aktardığımı sizin dilinizden duyduÄŸuma çok sevindim. Umarım nice paylaşımlarda yine biraraya gelebiliriz…
Sevgiler
Mehmet Osman
Haziran 13th, 2009 at 14:43
Merhaba…
Güzel bir söyleşi olduğu yazıdan anlaşılıyor. Öğrencilerin hayatlarının zor olduğu tespiti söyleşinin en güzel yeri olmuştur bence. Guy Elders teşekkürler. Ayrıca verdiğin emeklerin için sana da teşekkürler.
Haziran 24th, 2009 at 09:09
arkadaşım web siten hayırlı uğurlu olsun yazıları büyük bir merakla okudum
tebrik ederim yeni yazılarını bekliyorum
Haziran 26th, 2009 at 19:46
Merhaba; öncelikle çalışman hayırlı olsun, eline sağlık. bilhassa girişte oluşturduğun ambiyans, kullandığın arkaplan, dizayn çok başarılı olmuş. tabi bu ilk izlenim için önemli. ama içeriği de yavan tutmayarak samimiyetle kaleme aldığın yazıları bizlerle paylaşman bu web sayfasını dört dörtlük kılmış..inanıyorum ki, azmin ve paylaşımların aynı hassasiyetle devam edecektir. ellerine sağlık arkadaşım
Aralık 30th, 2009 at 12:41
merhabalar… odamda oturmuÅŸ eskiyi hatırlarken, kim nerde ne yapıyor diye düşünürken,sen geldin aklıma ve yazdım adını google’a… dedim kesin yaptığı bir çalışma, farklılık vardır ve bu site çıktı karşıma…hayırlı olsun diyorum öncelikle.yazı çok farklı bir dünya bence; insanı hem düşündürüyor, hem de farklı ÅŸeyleri düşünmeye zorluyor. düşünmek de zaten senin her zaman yaptığın ÅŸey.
güzel bir söyleşi olmuş, öğrenci hayatına bir öğretmen gözü ile bakma, Türk eğitim sistemine bir yabancı gözü ile yaklaşma açılarından gayet güzel bir söyleşi.elinize ve yüreğinize sağlık her ikinizin de.
Ocak 5th, 2010 at 11:35
Sevgili arkadaşım: seni tekrar gördüğüm için mutlu oldum,(rüzgarın bizi savuracağını bildiÄŸimiz halde kopmayacağımız dostlarımız vardı ama bazıları rüzgara gerek kalmadan gitti ve unuttu)!… ben de bir dostumdan haberini aldım sitenin; ilk fırsatta bakmak istedim. Ellerine saÄŸlık, hiç boÅŸ durmuyorsun gerçekten. Bir an kendimi Ankara’da özlem duyduÄŸum sınıfımda hissettim sayende; ayrıca yazılar, konu baÅŸlıları, içerik… güzel bir paylaşım olmuÅŸ. Çalışmalarının devamını diliyorum kendine iyi davran
Mart 1st, 2010 at 23:45
Mehmet hoca - ben ara sıra ismimi google’e yazarak benim hakkında ne yorumlar cikti yada en son yaptıgım seminar webi dusup dusmedi diye bakarim (bir piskolog olarak benim için burda guzel yorumlar yaparsin eminim
) ama itraf etmeliyimki ara sıra tekra bu sayfaya bakiyorum hem tekra senin guzel yazdın yorumları bakiyorum hemde merak içinde baska hangi konuları el attin diye - ve bakiyorumki cok sıkda olmasa - hep acik gozlu (dogru bi ceveri olup olmadıgını bilmiyorum) bir yorum tarzın oluyor - seni tebrik etmek istedim - siten cok guzel ve senin egitime bakişda cok guzel.
saygılarımla - Guy elders