Delilik Üstüne Notlar -Bitmemiş Bir Yazı-

Denemelerim Yorum Yap

 

delilk-aoestane

                                                       Delilik Üstüne

Her bir kavram demet demet, salkım salkım çağrışımı barındırır içinde. Bu çağrışımlar o kavramın karşıladığı -karşıladığını sandığı- öznel, nesnel ya da hayali gerçeklikten esinlenir. Öznel, nesnel ya da hayali gerçeklik olarak, bilemiyorum, delilik o kadar çok resim, sözcük, yaşantı ve insanı belleğimde bir araya getiriyor ki hiçbirini dışarda bırakmadan deliliği anlatmak olanaksızlaşıyor.

ÇocukluÄŸundan bugüne “deli”, “anormal”, “tuhaf” nitelemeleriyle karşılaÅŸmış benliÄŸim deliliÄŸi olumlu görmeye eÄŸilimli. Deli nitelemesinin yakıştırıldığı insanlara duyduÄŸum derin saygı ve sempati ile bir övgü ifadesi biçimine bürünüyor delilik söylemimde.

DeliliÄŸi hastalık olarak görenlere bir karşı duruÅŸ benimkisi. Bu görüş, deliliÄŸi irade dışı ve özdenetimsiz bir sapkınlık olarak görerek “normalleÅŸtirme” güdüsüyle hareket edip “iyileÅŸtirme” adını veriyor yaptıklarına. Normal olanı iyiyle özdeÅŸleÅŸtirerek tıbbi ya da bilimsel bir maske altında aslında ahlaki bir amaca hizmet ediyor, etmeye çalışıyor. Normalin insan üretimi bir kavram olduÄŸunu unutarak her biri çok karmaşık ve biricik olan insanların aritmetik ortalamasını alıp özümüzü onun sonuçlarına indirgiyor, kendimize yani sahici olana deÄŸil kurgusal olana yönlendirip çoraklaÅŸtırıyoruz ruhlarımızı. Bu nedenle Wittgenstein’ın sözlerine daha yakın ve uyumlu buluyorum kendimi ve gerçekliÄŸi:

“DeliliÄŸin hastalık sayılmaması gerekir. Neden -ÅŸu ya da bu düzeyde- bir huy deÄŸiÅŸikliÄŸi olarak görülmesin ki?” 

DeliliÄŸi “normal” davranış kalıplarından sapma, “anormal” olma hali olarak tanımladığımızda tarihsel, ahlaki ve toplumsal olarak insan doÄŸasını yaÅŸadığımız zamana ,coÄŸrafyaya ve kültüre hapsetmiÅŸ oluyoruz. “Normal”in “doÄŸal” olarak algılanması anormali de kendiliÄŸinden ve kaçınılmaz olarak hastalık olarak tanımlamamıza neden olmakta. Üstelik tüm bu algılama ve tanımlamalar delilik olarak adlandırılan davranışların hangi koÅŸullarda ortaya çıktığını -farkında olarak ya da olmadan- çoÄŸu zaman göz ardı ediyor.

İhtiyaçlarımızdan, adaletten ve paylaşımcılıktan yoksun çağımızdan öte “bu anormal dünyaya normal tepkiler veren” insanlara nevrotik ya da deli adını veriyoruz. Oysa ne bilgece bir tanımlamayı içeriyor Karen Horney’in “Çağımızın Nevrotik KiÅŸiliÄŸi” ifadesi. Ya da ne haklı serzeniÅŸ Arno Gruen’inki:

“Gerçek dünyada insani deÄŸerlerin kaybolmasına katlanamayanlar “deli” sayılırken, insani köklerinden kopmuÅŸ insanlar normal kabul edilerek onaylanıyor.”

Mesleğinde henüz emekleme evresinde olan bir okul psikolojik danışmanı olarak, deli cesaretiyle belki de, şu iddialı sözlerle sesleniyorum öğrencilerimin anababalarına:

“Çocuklarınızın dünyaya, sınavlara, düzene ve altından kalkamayacakları sorunlara uyum saÄŸlamasına çalıştığınız kadar tüm bunların da çocuklarınızın doÄŸasına uyum saÄŸlaması için emek verip çabalayınız. Yoksa mutsuzluk ve yabancılaÅŸma kaçınılmaz.”

Delirmemek olanaklı mı? SavaÅŸlar, kıyımlar, rekabet, kaynakların kıtlığı, kaderimizi belirleyen ama potansiyelimizi ölçmeyen sınavlar, yalnızlık, eÄŸitim ve saÄŸlıktan yeterince faydalanamayan insanlar… Buna olsa olsa ne denir? : “NormalliÄŸin DeliliÄŸi” (Arno Gruen, 2003).

DeliliÄŸi (ya da akıl hastalığını) bir hastalık olarak belirlemedeki kesinliÄŸimize karşın aklen ve ruhen saÄŸlıklı olana aynı derecede ilgi göstermeyiÅŸimiz ya da bu konudaki tektipleÅŸtirici yaklaşımı nicedir sorguluyorum. Tam da bu noktada, psikolojik danışmanlar olarak hizmet alanımızı “normal insanlara yönelik” biçiminde ifade ederken, ne kastettiÄŸimizi iyice iredemeleye ihtiyacımız var bana kalırsa. Bu ifade ile biz hastalarla ilgilenmeyiz mi yoksa danışanlarımızı hasta olarak görmeyiz mi demek istiyoruz? Ben ikinci yaklaşımı benimsiyorum. YaÅŸam rehberlerim Maslow ve Rogers’ın izinde hasta olarak nitelendirilen ruhların geliÅŸme ve savunma güdüeriyle ilgileniyorum daha çok. Cinsellik ve saldırganlığa yönelik patolojik algıyı, “insanların tümü geliÅŸmek ve yarına kalmak güdüleriyle hareket ederler ve ancak bu güdüleri engellediÄŸinde saldırganlaşırlar” bilinciyle insancıllaÅŸtırma çabası içinde olmayı yakıştırıyorum mesleÄŸime. Bu bilincin, dünyadaki var olan düzenin insanların kendilerini gerçekleÅŸtirmelerine ne kadar hizmet edip etmediÄŸini sorgulatacağı inancındayım.

Comments are closed.

Powered by WordPress Wordpress Temaları
Dreamplace teması hayalet tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.