YaÅŸamı derinliÄŸine yaÅŸayan, yazarak bunları somutlaÅŸtıran arkadaşım Göksel Vurmaz’a sevgilerimle. EtkilendiÄŸim yazısını okumanız, yorumlanamanız dileÄŸiyle.

Yeşil Hırkası Vardı Kadının (Göksel Vurmaz, 2009)
Omuzları düşük duruyordu hem kendi karanlığında hem odanın. Zaman ve deli uğraşısıyla oluşturulmuş varoluşunu kıskandıracak kadar durgundu. Hiçbir hareket yoktu. Kendiliğinden katabileceği hiçbir enerjisi yoktu bir de. Ona hayat sunulmadan asla yerinden kıpırdayamazdı. Oldukça yetenekli bir kukla gibi. Üzerine sinmiş sigara kokuları, gördüğü soğuklar ve can alıcı olmayan renginden bihaberdi.
Odanın sessizliğinde, karanlığa mum yakmak cesaretine sahip olmak gibi birkaç buruk adım duyuldu. Acelesi olan eller ve ayaklar bir şeyler arıyordu şimdi. Açılıp kapanan çekmeceler, ara sıra duraklayan ayak sesleri. Zaman geçiyor ve o bunu ölçemiyordu. Anlayabilmek gibi bir sanıya yer yoktu. Durgun ve kilitliydi şu ana. Öyle ki omuzları bile ağrımıyordu duruşunda. Susuyor, susuyor alabildiğine koruyordu sakinliğini.
Telaşlı eller gittikçe hızlandı. Önce bir o yana itildi, bir diğer yana derken, eller ve hüzünlü, garip işlemeli yeşil kumaş buluştular. Artık omuzları değil tüm benliği bütünlüğünü yitirmişti. Korkabilse korkacağı kesindi. Sessizliğine, tüm bu sürekliliğe rağmen daha çoklarını kattı. Bir de istem dışı silkelendi. Eller onu okşamaya, yerli yersiz dokunmaya başladı. İçinde bir şeyler oluyordu. Bir şeyler gelip geçmiyordu. Derken ısındı. Isıttı. Görevini başarıyla gerçekleştirmek için her zaman hazır bekleyen, beklediğini bile bilmeyen haki yeşil bir hırkaydı o. Giyildi, düzeltildi.
Adımlar hızla kapıya yöneldi. Terkediliş çoktan gerçekleşmişti.
Şimdi etrafı o kadar da karanlık değildi artık. Gün ışığı banyosu yapıyor gibiydi. İstem dışı kasılmaları devam ediyordu. Oysa aslında bu gün giyilmemeliydi. Çünkü kendi bitkinliğini bitirmeden bir şeyleri ısıtmak… İstemeyebilecek olsa kesinlikle istemezdi. Ama bunu asla anlayamaz ve söyleyemezdi. Bazen üzerini kapladığı kaşmir kumaşa karşı anlamsız bir öfke hissediyordu. Ona eşsiz olmadığını inatla hissettiriyordu çünkü. Sanırım şimdi tarafından yönetildiği vücudu aceleyle hareket ediyordu. Çünkü kaşmir gömlekten bile sızan ter onu da etkisi altına almıştı. Bu kadar panikten hiç hoşlanmamıştı. Susmaya devam etti kendi tercihiymiş gibi.
Zaman geçtikçe anlıyordu. Üzerinde yabancı avuçların baskısını hissettikçe anlıyordu. Bu yoğun sarılma için koşulmuş bu denli hisli. Kadını artık hızla inip kalkan göğsüne söz geçirebiliyor gibiydi. Her halde mutluydu. Gün ışığı iyice canlanmaya başladı. Ama ansınızın üzerindeki yoğunluk azaldı. Sonra hava soğumaya başladı. Omzunda duran gözyaşlarının anlamı neydi. Bunu anlayabilmek… çok yorulmuştu. Birden kol kısımları omzunda buluştu. Kendi kendine sarılıyordu. Ait olmak ne garip diye düşündü. Anlam veremiyordu.
Son Yorumlar